Alihan Padros Karakuş
Felsefe · İlahiyat · CS · Mitoloji

Ben Alihan Padros Karakuş, 21 yaşında felsefe, ilahiyat, CS ve mitoloji ile ilgilenen bir Türk genciyim. Çoğunlukla Twitter'da siyaset, felsefe ve ilahiyat alanındaki tartışmalarım ile bilinirim/bilinirdim. 2024 yılının başlarında tartışma kültüründen vazgeçip biraz arınma sürecine girdim, aslında depresyon desek daha iyi olur.

Neyse bu iki yıllık süreçte ana ilgim felsefe ve dinden biraz daha teknolojiye, internet protokolleri ve Özgür Yazılım fikriyatına doğru kaymış olabilirim. Mustakil Dergi adlı bir sitede bir çok felsefe ve din konulu yazılarımı bulabilirsiniz. Ama bakın bu site özgür yazılım değil, Google'ın Blogger servisini ve Cloudflare servisini kullanan bir siteden ibaret. Neyse burayı bir blog sayfası olarak kullanmak istiyorum.

Felsefede Peripatetik bir panteist, dini alanda tarihselci bir müslüman, siyasette ise Cenabı Allah dünyayı yaratmış, Atatürk vatanı kurtarmış çizgisinde biriyim.

İletişim: — bu adres üzerinden XMPP protokolünde de bir hesabım mevcuttur.

Blog

Seviyorum

Seni nasıl sevdiğimi, ancak burada duyurabilirim
Bu korkan kişiyi affet, çünkü korkaklık ve iradesizlik
Onun bedenine işlenmiş bir mühür, gözlerinle azat et onu
Sen ancak kurtarabilirsin belki bu kişiyi,
Ancak o adım atmaya bile korkar, yaklaşamaz
Burada dediklerini asla yüze söylemez
sen ey uzaktan sevilen, gözleri ile kalbi yakan
Varlığın mı alev yoksa gözlerin mi ateş
Her ikisi de nasıl yakar bir ademi, bu derece?
Bilemiyorum ne haldeyim, neredeyim

Richard Stallman Hakkında Araştırmalarım

Özgür olmak için fedakarlık yapmak gerekir Richard Stallman

Richard Stallman namı değer RMS, Gnu-linux haraketinin lideri ve kurcusu, Emacs uygulamasının yazarı bir tekno-filozoftur.

1953'ün Mart ayında New York'ta dünyaya gelen Stallman, 83 yılında GNU projesini başlattı. Bundan bir yıl sonra MIT üniversitesinin Yazılım Telifi düzenlemesinin üzerine MIT'den ayrıldı. (https://www.britannica.com/biography/Richard-Stallman) Özgür Yazılımı teknolojinin ilk özgürlük hareketi olarak adlandıran Stallman, bilgisayarı bizim emirlerimizi dinleyen uluslararası bir makine olarak tanımlamaktadır. Ve özgür olmayan yazılımları da sizin emirlerinize müdahale eden ve belli başlı emirlerinizi yerine getiren sizin makinenizde sizi kısıtlayan zincirler olarak görmektedir.

Dört Özgürlük

Özgürlük 0: Özgürce o programı istediğiniz amaç uğruna çalıştırıp kapatabilme

Özgürlük 1: Özgürlük 1: Kaynak Koduna erişim ve amaca göre düzenleyebilme özgürlüğü

Özgürlük 2: Programın kopyalarını yeniden dağıtabilir ve başkalarına yardım etme özgürlüğü

Özgürlük 3: Özgürlük 3: Modifiyeli sürümü dağıtabilme özgürlüğü. Böylece topluluğa bir seçenek sunabiliriz

Stallman'a göre bir program bu temel 4 özgürlükten birini sunmuyorsa o program, kullanıcıyı kontrol etmek isteyen ve kullanıcının makinesine haksız olarak ortak olan bir yazılımcının eseridir ve bu yazılımcılar kullanıcıların üzerinde güç elde edip birer otorite olarak karşımıza çıktığını söylemektedir. Stallman için kullanıcılar makinelerini haklı olarak kontrol etmesi gereken, tam kontrole sahip olmayı da hak eden kişilerdir, bu yüzden bu türden yazılımcılar ve yazılımlar haksız olarak kişisel makinelere ortak olan haksız misafirlerdir.(https://www.youtube.com/watch?v=PMyUurEBrCw) Dahası kendisi özgür olmayan yazılımların kullanıcıları kontrol ettiği, onları izlediği ve veriler toplayabildiğini, bunun -aksidi iddia etseler de doğrulunu ya da yanlışlığını kodların erişilemez olduğu için kanıtlanamıyacağını da söylemektedir. (https://www.youtube.com/watch?v=_St4bC9fcfA)

Richard Stallman'ın makinelerdeki yazılımlarda bir ayrım yapmaktadır. Ona göre eğer bir modül değiştirilemeyen gömülü bir yazılım sağlıyorsa bunun kullanımında herhangi bir sorun yoktur, ancak o yazılım bir arka kapı, kullanıcıyı izleyen bir işlevi yoksa, ama kendisinin de dediği gibi buna güvenmek pek mümkün değildir. (https://www.youtube.com/watch?v=jUibaPTXSHk) Dahası kendisi bilinenin aksine sadece kendi makinesinde özgür yazılımın savunuculuğunu yapmaktadır, kendisinin dediği gibi ATM üzerinden yaptığı bir işlem ilgili ATM'nin kendi cihazı olmadığı için özgür yazılım savunuculuğu ile alakalı değildir, çünkü o cihaz kendisine ait değil Richard'ın tek istediği kendine ait olan cihazın haklı olarak tam kontrolüne sahip olmaktır. (https://www.youtube.com/watch?v=o-JfH4UFezE&t=1s)

Kendisi bu çerçevede ya bilgisayar kullanımının bırakılmasını ya da özgür yazılım dünyasına giriş yapılması gerektiğini söylemektedir. Bu yüzden kendisi bilgisayarlarda tam anlamıyla özgür olan kullanıcıların bu haklı kontrolüne tam izin veren GNU adlı bir işletim sistemi projesine 1984 yılında başladı. Ancak kendi deyimiyle bir parça eksikti eksikti ve bunu da Linus'un geliştirdiği Linux Kernel'i ile aştılar. Böylece Gnu-linux işletim sistemi ortaya çıktı.

Cehennem Efendileri

Cehennem efendileri; cehennemi yöneten, çoğunlukla cennetten düşmüş melek veya antik pagan tanrılarından oluşan demonik bir gruptur.

Mammon

Aramicedeki para, mülk ve zenginlik anlamındaki Mammoa kelimesinden gelen bu iblis; insandaki para ve mülk hırsının kişileşmiş bir halidir. İnsanları para, refah ve zenginlik vaatleri ile ayartan bir cehennem efendisidir.

No man can serve two masters: for either he will hate the one, and love the other; or else he will hold to the one, and despise the other. Ye cannot serve God and mammon (or riches). — Matthew 6:24
  • İslamik mistisizmde karşımıza bir cin şeklinde çıkmaktadır.
  • Paradise Lost şiirinde Cennet'ten düşmeden önce de Tanrı'yı değil parayı, refahı ve zenginliği yüceltiği yazmaktadır.
  • Günümüzde kısa yoldan zengin olmak, refah düşkünlüğü gibi pratik eylemler ile eşleştirilmektedir.
Belphegor

Eski Ahitteki Baal'ın Baal Peor ile anılan eski bir pagan tanrısıdır. Ardından Belphegor ismiyle bir cehennem efendisi olarak anılmaya başlanmıştır.

* Eski pagan tanrılarının iblisleştirilmesi durumu ileride değinilecektir.

Baal Peor ismi antik dünyada bir çok ulusta karşılaştığımız bir isim tamlamasından gelmektedir. Eski dünyada kişiler inandıkları tanrının belli bir özelliğine hitap etmek için bu tanrının ismine bir eylem sıfat olarak eklemektedirler. Buna tanrının epitheti denilir. Baal Peor ise rahatlayan Baal ya da rahatlayıp salıvermiş Baal anlamındaki bir epitettir.

Bu pagan tanrı Eski Ahitte anlatıldığı gibi İsrail'ileri kendisine inanan kadınlar aracılığıyla ayartıp rahatlık ve boşvermişlik ile aldatmıştır. İnsanlar ona müstehcen ayinler ile tapınırdı. Daha sonraları ise bu pagan tanrısının epiteti bir iblis olarak Yahudi ve Hristiyanlıkta anılır olmuştur.

Bu iblis insanları güzel bir kadın kılığında kandırıp onları rahatlığa ve tembelliğe yönlendirmektedir. Bazen de onlara teknoloji sunar ya da ruhlarına herşeyin anlamsız olduğuna yönelik melankolik duygular aşılar.

  • Günümüzde teknolojinin getirdiği rahatlık ve tembelliğe bağımlılık halinin bir tezahuru olarak görülmektedir.
Baal

Baal, efendi anlamına gelen bir kelimedir. Kenan diyarında bir çok tanrı için kullanılmakla birlikte Kenanlılar ve Phoenicia'lılar için Baal en büyük tanrılardan biri, El'in oğlu ve Bereket tanrısıydı. Kenanik anlatılarda El'i yenmiş, güneş ve tahtla ilişkili olarak karşımıza çıkmaktadır. Bereket, refah, çocuk doğurganlığı ile de anılırdı. Arkeologlar onu boğa şeklinde doğurganlık ile ilişkili tasvirlerle bulmuşlardır.

Baal'in dikkatini çekmek üzere rahipler kendilerini bıçak ya da kılıç ile keser, kanlarını akıtır ve dans edip bağırırlardı. (1. Kings 18:28) Cinsel ilişkiler kurulurdu. Tapınaklarında ise takipçiler kendi çocuklarını yakar ve Baal'a kurban olarak verirlerdi. (Jeremiah 19:5)

Antik dönemde bir tanrı iken bile demonik bir tapınma ayinine sahip olan Baal, erken Hristiyanlık ve Orta Çağ'da bir iblis olarak karşımıza çıkması şaşırtıcı değildir. Dahası kendisi Kur'an'da da bahsedilmiştir; 37:123-125 pasajında İlyasa, halkına "en güzel yaratıcıyı bırakıp Baal'a nasıl tapınırsınız" demektedir.

Beelzebub

Eskiden pagan tanrısı iken göklerin tanrısı anlamındaki bir epitete sahip olan bir Baal formudur; ancak daha sonraları sineklerin tanrısı epitetini almıştır. Beelzebub; oburluk, kontrolsüz iştah ve toplumların yozlaşmasının kişileştirmesidir.

  • Salgın hastalıkları ve materyal çürümeyi topluma getirmektedir; Dictinary Inferno'da tüm pisliğin kaynağı olarak adlandırılmaktadır.
  • Kara ayinlerde ilahi olan kirletilirken adı bir çok kez anılan bir figürdür.
  • Yahudilerin İsa Mesih'e iftira atmak için Beelzebub'dan güç aldığını iddia etmişlerdir.
Asmodeus

İsminin kökeni öfke iblisi anlamındadır. Tobit'in kitabında Asmodeus, bir kadına aşık olup onunla evlenen erkekleri ilk gecede öldüren bir iblis olarak karşımıza çıkar. Kontrolsüz şehvetin ve aile kurumlarının yıkılmasının kişileştirmesidir.

Sarah isimli kadının kocalarını öldürmesi ve Sarah'ın ettiği dualar sonucunda Raphael tarafından Asmodeus zincirlenmiştir. Bu da Raphael'in evlilik kurumunu korumasına yönelik bir anlatıdır.

Günümüz dünyasında sosyal medyada her şeyin cinselleştirilmesi, aile kurumlarının yıkılmasına yönelik paylaşımlar, LGBT ve feminizmin yayılması ile ilişkilendirilebilir.

Astaroth

Kökeni aşk, savaş ve doğurganlık bir pagan tanrıçası olan Astaroth, İbrahimi dinlerin egemenliğinden sonra entelektüel bilgeliğe ve geçmişin bilgisine sahip bir iblis olarak tasvir edilen cehennem efendisidir. Bu geçmişin ve geleceğin bilgilerine sahip olduğuna dair inançtan dolayı falcılık ile eşleştirilmiştir.

Satan

Bazen tüm iblisler ve cehennem efendileri için kullanılan Satan, bazen de özellikle Lucifer için kullanılmıştır. Satan, kelime anlamı olarak ayartıcı, hasım ve düşman anlamlarına gelmekte olup Kur'an'da şeytan olarak anılmaktadır.

Bakara'nın 36. ayetindeki anlatıya göre Adem ve Havva'yı ayartıp onlara yasak olanı yaptıran figür şeytandı. Ancak Kur'an cennetten kovulan figür için iblis kelimesini kullanırken asla şeytan kelimesi kullanılmaması dikkat edilmesi gereken bir husustur.

Genesis B'ye dikkat çekersek, orada Lucifer'ın Adem ve Havva'yı yoldan çıkarmak ile görevlendirdiği figürün Satan olduğu söylenebilmektedir. Ancak bilinmelidir ki bu iki metin aynı kökten beslense de farklı bir tasavvura sahiplerdir. Kur'an çerçevesinde Lucifer (iblis) ile Satan'ın farklı oldukları açıktır.

Lucifer

Lucifer, kelime anlamıyla ışık getiren anlamındadır. Yeşaya'da Seher yıldızı lakabından çevrilen, latinize edilmiş bir isimdir. Kibrin kişileşmiş halidir. Cennette Tanrı'ya isyan edip kendisini ona denk görmüştür. Bu yüzden Micheal tarafından yenilmiş ve Cennet'ten atılmıştır.

Kur'an'a göre ise Tanrı'nın yeni yarattığı insandan kendini üstün gördüğü için cennetten kovulmuştur. Nitekim Bakara 34'te iblis büyüklük taslatan biri olarak anlatılmaktadır.

Yaşam Üzerine Düşünceler

Yaşam çok garip bir kavram aslında; gündelik hayatımızda en çok ilişiğimiz olan kavramların en üstünde yer almıştır, yaşam. Yaşam kelime anlamıyla yaş alan, yaş alınan ya da yaşlanan, yıllanan veya zamanda mevcut olup devam eden şeklinde açıklanabilir. Biyolojik anlamda yaşam ise biyolojik bireyin vücud bütünlüğüyle devamlılığı sağlama olarak da anlaşılabilir.

Yaşayan birey, yaşamının ilk dönemlerinde emeklerken ileride yıldızlara ulaşmayı hayal edebilir ve buna yönelik adımlar bile atabilmektedir. İnsanlar için vücud gelişimiyle birlikte zihinsel gelişim de önemlidir; biyolojik olarak bir tekâmülü de barındırdığını düşünebiliriz. Biz insanlar, şeyleri sadece bizim açımızdan değil ancak şeylerin kendisi olması açısıyla da kavrayabilme yeteneği ile kutsanmışız. Bu kutsallığımız bize yaşam ile alakalı sadece biyolojik değil ancak ruhsal bir alanı da açmaktadır.

Yaşam kavramı canlı varlıklar açısından onların bütünsel olarak devamlılığına ve gelişmesine yöneliktir. Ancak insanlar için bir parantez açıp onda ruhsal olarak da bir bütünlük ya da amaca sahiplik olması anlamı vurgulanmalıdır. Her kavramda olduğu gibi bu kavram da gerçeklikte karşımıza eksik veya yetersiz ya da daha tam veya mükemmel formlarda çıkmaktadır.

Bu bakımdan bir canlının yaşamının iyi olması anlamında; eğer kendi biyolojik yapısının ve akli durumunun getirilerine uyarsa, yani kendi kavramsal tanımına uygun bir yaşama sahipse, yaşamı da o kadar iyidir. İnsanlar diğer hayvanlardan farklı olarak şeyleri oldukları gibi kavrayabilme yeteneğine sahiptir[3]. Bu ihtimalli durum bizdeki fikir ayrılığının temelidir; bizler birbirimizden farklı düşünebilme yeteneğine sahip kişileriz.

İnsanların hepsinde ortak olan kısım onun tanımı olan düşünen hayvanlığına yöneliktir. Düşünen kısmında insan akılsal erdemlere, hayvan kısmında ise hayvani özelliklere sahiptir; bunlar aklın gölgesinde birer erdem iken[2] aksi durumda birer aşırılık olarak karşımıza çıkmakta ve canlıyı eudaimonia'dan uzaklaştırmaktadır.

Peki ya bu benliğin keşfi zorlu ise,
Peki ya birey bu benliğin amacını kaybetmiş ise,
Ruhu acı içinde olmaz mı,
Gözleri kan ağlamaz mı?

[3] Bu ister bir anda olsun isterse de öncüllerden ulaşılmış olsun.

[2] Bknz. Altın Orta.

Şiir'in Tekrarı

Şükürler sunmak lazım,
Gecenin karanlığına, Gündüzün ışığına
Şükür etmek lazım Gecenin serinliğine, Gündüzün sıcaklığına
O gündüz ki Güneş'i barındırır kalbinde,
Güneş'in aydınlığı ki sıcaklık verir kalplere
Şükür de böyledir, kalbin sıcaklığıdır, elbette.
O gece ki Ay ve esen rüzgarı barındırır,
Ay ve o esinti rahatlık verir ruha,
Şükür de böyledir elbet rahatlık verir ruha.
Şükür etmek lazım Şükran olmak,
O ki Ay'dan parlak, Güneş'ten sıcak,
Ona bakan beni kavurur ve rahatlatır yüzüyle,
Bir gülüşü var ki kısnanır insan, gülmeye utanır,
Biz sefil kullar da anca betimler onu aciz kelimeler ile,
Onun olduğu yerde az vakit geçirmek bile rahatlatır kalbi, güldürür yüzü.
Ulu bir dağ gibidir, kendini belli eder görebilen kula kendini,
Bir sesi var, kulaklara bayram, kimileri ona isimsiz güzel der,
Biz ona Şükran deriz, Padros onu bu alemde böyle tanırmış,
Padros da belli belirsiz akan bi su gibidir,
Su yolunu kaybetmiş de akmayı durdurmamış
Amacını yitirmiş de durmamış,
Padros belki de rüzgar gibidir,
Eser ama estiği yer bilinmez,
Padros, şükür etmeye tutulmuş, ona sevdalı olmuş
Bazılarının ünlü filozofa[1] atıf ile bu duruma bir ad vermiş,
Şükür etmek, Onun ismiyle anlamlı oldu der Padros, şükür etmeye utanır halde,
Ona ulaşınca geçer belki acılarım, var olur amacım der Padros.
Ama bilir elbet yanılsamadır, bu.
Geçecek tek şey zaman, acı daimidir.
O yüzden şükür etmek gerek ulu bir dağa,
O dağ ki bir çok canlıya yuva,
O dağ ki kimilerine gölge, kimilerine şiir olmuş,
Bu yazıda da anılır olmuş,
Şükran sunusu eksik olmamış.

[1] Platon.

VPN, Sosyal Media ve İşletim Sistemine Getirilecek Yaş Doğrulama ve Tanımlanabilir Veri İstencinin Siyonist Kökeni

Bir çok insan gerek toplu ağlara bağlanırken, gerek hız için gerekse de gizlilik ve yasak delmek için VPN servislerini kullanır. Bu kişiler kendi cihazlarından bir sunucuya istek atma hakkını kullanırlar; kendi parasını verdiği makinenin ve yine parasını verdiği internet'i kullanmak isterler. Ancak hükümetler ve şirketler genellikle bunları istemezler. Onlar kullanıcının hakkı olan şeylerde ortak olma arzusuyla yanarak, onları izleyip bu izlenceleri veriye dönüştürüp satmak veya seçim sonuçlarını değiştirmek için kullanırlar.

Telefonunuzun ekranı sizin bilmediğiniz yüzlerce kişinin izlemesi altındayken, siz rahatça sosyal medyada gezinip kişisel görüşlerinizi paylaşabilir misiniz? Ya da parasını verdiğiniz bu cihazda size karşı manipülatif bir girişime veri sağlayan bir cep ajanı olmasını ister misiniz? Gündelik konuşmalarınızın istihbarat servisleri, şirketler tarafından izlenmesi; üstelik parasını verdiğiniz, size ait olan bir alet tarafından yapılması cidden kabul edilebilir midir?

Bu güç odakları, VPN protokolüne getirmek istedikleri yaş doğrulaması ve bireysel tanınabilirlik sağlayan bilgiler edinmek istemesiyle sizi sanal ağlarda da tanımlanabilir kılmak istiyorlar. Düşünülenin aksine bu sadece Türkiye'de olan bir şey değil; Britanya ve AB bu alanda öncü olmakla birlikte ABD'nin bazı eyaletleri ve Çin gibi doğu ülkeleri bu işte uzun süredir varlar. Londra merkezinde VPN'ler deneysel olarak engellendiler.

Sosyal medyada bir çoğumuz OSINT anlamında anonim olduğumuzu sanırız. Aslında sosyal medya sunucusu kim olduğunuzu, nerede yaşadığınızı bilir; bilmeyenler toplumdur, sizin gibi üyelerdir. Hükümetler paylaşımlarınızın ardındaki sizlere daha rahat ulaşmayı amaçlarlar. ABD'de Facebook seçimleri manipüle ettiği için yargılandı; bir çok kişisel veri sızdığı için kullanıcılar manipülasyon çetelerine kurban gitti, seçimler etkilendi.

Çok gariptir ki Epstein'den dolayı ülkelerinde kimseyi yargılamayan ülkeler, çocukları koruma bahanesiyle bu uygulamaları hayata geçiriyorlar. Tüm bunların sistematik olarak bölgelerde tartışılması ve getirilerin toplumu izleme noktasında olması, bu işin arkasında koordineli bir güç yapısı olduğunu düşündürmektedir.