17 Temmuz 20261 dk okumaşiir

Değil Gündüzün Aydınlığı

Değil gündüzün aydınlığı ve gecenin karanlığı
Beni ayakta tutan!

Değil geçmişin yarası ya da geleceğin endişesi
Beni karamsarlığa sürükleyen!

Sensin sen, Ya Rab, beni hem iten hem çeken!

Belki yarattın gündüzü aydınlık için, ama aynı zamanda geceyi.
Bu iki uç kutbu yaratan Tanrı, söyle:
Amacın neydi, neden yarattın bu ikisini?

Belki mutluluğu yarattın, ama mutsuzluk neden var ki?

Gözlerim neden görür de sonra görmez olur?
Niçin sevdirdin bana onca şeyi de onları aldın sonra?
Neden kalbim atar, durmak için?

Peki ya sen neden kendini açtın bize,
İnanan ve inanmayan için?

Mesela ben neden varım, yok olmak için?
Kalbim neden sever, onu kaybetmek için?

Sen neden bunları söylemezsin,
Bir gün öğreneceğimizi vadederken?

Seni senden iyi tanıyanlar var ya...
Onlar konuşur,
Suskun olanın daha bilge olduğunu göstermek için.

Ben sustukça kalbim sıkışıyor.
Zaman geçtikçe düzelir, iyileşir dediğim şeyler
Beni karanlığa çekiyor.

Bu yazdıklarımı dinliyor musun,
Kulak veriyor musun, onu bile bilmiyorum!

Ancak seni senden daha iyi anladıklarını iddia edenler biliyormuş ya...
Onlara sormak lazım:
Kulak veriyor musun bana, Ya Rab?

Seni sen olduğun için sevenler var.
Seni kendisi için sevenler daha samimi değil mi, ey Tanrım?

Ben sonunda sana ulaşabilecek miyim?
Senin olduğun yerde bir parça olacak mıyım?

Bunları bilmem;
Sadece çabalarım, ey Tanrım.

Ancak aklıma gelir tüm bunlar bir boşlukta,
Cevapsız kalır bir anda.

İsa dedi ki:
“Beni seven, beni göndereni sevmiştir.”

Benim İsa’ya duyduğum saygı ve sevgimden şüphe etmem.
Peki İsa’nın yine dediği gibi,
Burada onu herkesin önünde kabul ettiğim üzere,
O da beni senin önünde kabul edecek mi?

Belki dünya benden nefret ediyor.
Beni istemiyor olabilir misin, dünya?

İsa’yı da istememiştin.
Onun izinden gitmem lazım belki.

İsa, kendisini istemeyen dünyaya ve insanlara yardım için çabaladı.
Ancak ona kalan bir çarmıh ve aşağılanma oldu.

Peki ne için?