O Gün Ne Hayırsız Bir Gün
O gün ne hayırsız bir gün,
O gün ne tutarsız, ne ahlaksız bir gün.
O gün öldüm ben;
Dirilmem bir daha.
Ruhum esir düştü o günün ordusuna.
Kalbim zincir altında,
Bekliyor cezasını.
Aklım ise düşünüyor olabilecek olanları...
Gözlerim, kulaklarım ve ağzım
İşlemez oldular, hayırsız oldular.
O günden beri beni tanımaz oldular.
“Hayırlısı,” diyenler ne biliyor hayrı, hayırsızı?
Gel, ben olarak yaşa bunları.
Kalbiniz atarken konuşuyorsunuz;
Ya atarken atmayan ne yapsın?
Bir zincir dolanmış,
Bir hayal bulanmış,
Açıldı farklı sulara yelkenler.
Batacak o gemi, gömülecek sulara.
Belki çıkacak biri hazinesini aramaya.
Eline geçen bir beden, ama ruhsuz;
Bir hayal, ama unutulmuş.
Sulardan çıkarken düşünecek,
Kendi hâline sevinecek,
Kalbinin atışına şükredecek...
Okyanusun derin karanlığından aydınlığa çıkarken
Mutluluk duyacak yüreği.
Kızacak aklı:
“Hiçbir şey bulamadık,” diye.
Ah, ne büyük mutluluk onunkisi;
Başkası yok olmuşken var olanınki.
Muradına ermemişse de ereceğini bilmesi...
Ben ise kaldım bir diyarda.
O diyar ki kimse uğramaz oraya.
Kapı kapı dolaşsam da açılmaz,
Ateş yaksam da yanmaz.
O ateş ki belki olacak yolumun aydınlığı,
Çirkin günlerin aydınlığı.
O aydınlığımı çaldılar.
O gün olmasaydı keşke.
“Belki olacağı vardı,” dersin kalpsizce.
Olacağı varsa da olmasaymış.
Nerede kaldı Rahmet?
Nerede kaldı Rahîm?
Yastayken bir an sevinmek,
Unutmak kaygıları, o günü...
Ne büyük şeref.
Yardım isteyene kapıyı kapatmak,
Ateş yakmaya çalışana su atmak...
Ah, ne büyük kötülük;
İnsanın komşusuna taş atması.
O kapıyı kapatan, su atan adam,
Ne kötü insansın.
Kör olmuşsun.
Güldüğümde normal sanır insanlar.
Ne güler oldum içimde,
Ne sevinir oldum.
“Gibi” olmayı öğrendim;
Öğretti o gün bana.
Ah, hayalim bulanıklaştı.
Yeni sulara yelken açtım.
Gemim battı.
Beni bulan, hâlime bakıp da
Sevinir oldu.
Güller açtı yüzünde;
Kalbinin atışına sevinir oldu.