Şiir'in Tekrarı
Şükürler sunmak lazım,
Gecenin karanlığına, Gündüzün ışığına
Şükür etmek lazım Gecenin serinliğine, Gündüzün sıcaklığına
O gündüz ki Güneş'i barındırır kalbinde,
Güneş'in aydınlığı ki sıcaklık verir kalplere
Şükür de böyledir, kalbin sıcaklığıdır, elbette.
O gece ki Ay ve esen rüzgarı barındırır,
Ay ve o esinti rahatlık verir ruha,
Şükür de böyledir elbet rahatlık verir ruha.
Şükür etmek lazım Şükran olmak,
O ki Ay'dan parlak, Güneş'ten sıcak,
Ona bakan beni kavurur ve rahatlatır yüzüyle,
Bir gülüşü var ki kısnanır insan, gülmeye utanır,
Biz sefil kullar da anca betimler onu aciz kelimeler ile,
Onun olduğu yerde az vakit geçirmek bile rahatlatır kalbi, güldürür yüzü.
Ulu bir dağ gibidir, kendini belli eder görebilen kula kendini,
Bir sesi var, kulaklara bayram, kimileri ona isimsiz güzel der,
Biz ona Şükran deriz, Padros onu bu alemde böyle tanırmış,
Padros da belli belirsiz akan bi su gibidir,
Su yolunu kaybetmiş de akmayı durdurmamış
Amacını yitirmiş de durmamış,
Padros belki de rüzgar gibidir,
Eser ama estiği yer bilinmez,
Padros, şükür etmeye tutulmuş, ona sevdalı olmuş
Bazılarının ünlü filozofa1 atıf ile bu duruma bir ad vermiş,
Şükür etmek, Onun ismiyle anlamlı oldu der Padros, şükür etmeye utanır halde,
Ona ulaşınca geçer belki acılarım, var olur amacım der Padros.
Ama bilir elbet yanılsamadır, bu.
Geçecek tek şey zaman, acı daimidir.
O yüzden şükür etmek gerek ulu bir dağa,
O dağ ki bir çok canlıya yuva,
O dağ ki kimilerine gölge, kimilerine şiir olmuş,
Bu yazıda da anılır olmuş,
Şükran sunusu eksik olmamış.
Footnotes
-
Platon. ↩