2 Aralık 20255 dk okuma

Varlığı ve Mahiyeti Özdeş Olan Varlık Üzerine

Bu yazımızda varlık ve mahiyet ayrımı çerçevesinde zorunlu varlık ve mümkün varlık ayrımını ve zorunlu varlığın mutlak anlamda varlık ile özdeş olmasını analiz edeceğiz. Bu bağlam içinde öncelikle varlık ve mahiyet ayrımını kesinleştirecek ardından mümkün varlığın ne olduğu ve zorunlu varlığın bunun olumsuzlaştırılması olduğuna değinecek ve Zorunlu varlığın hem var olanların varlıklarını kazandığı ilke hem de onların içinde olan bir unsur olmasını inceleyeceğiz.

Genel itibariyle bu ayrım bizde olan apaçık bir ilkeye dayanır “varlık, vardır” ilkesine. Bu ilke varlığın öyle yada böyle var olduğunu hem aklın özdeşliğinden hem de sezgilerimizden söylemektedir. Biz çevremizde var olan şeyler için onlara iki soru yöneltebiliriz, bunlar sırasıyla: Var mıdır, Nedir sorularıdır. Bunlardan ilki onun bir varlığa sahip olup olmadığı ikincisi ise onun ne ise o olduğuna yöneliktir. Yani biz çevremizde var olduğunu düşündüğümüz veya sezdiğimiz şeylerin -sözüm ona bir saatin, hem var olmasına yönelik hem de onu o saat yapan özelliklerinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Buradaki ayrımı kafamızda şöyle çizmemiz gerekmektedir: O saati o saat yapan özelliklerin tümüne mahiyet dedikten sonra bu mahiyeti de ikiye ayırıyoruz. İlki özsel nitelik yani saat özüne yönelik saat dediğimizde aklımıza gelen yakın fasl ve yakın cins yani öz. İkinci olarak ise o öze ilave olan, o özde olması zorunlu olmayan veya o formda veya o özellikle zorunlu olmayan nitelikler yani ilavilerdir. İlavilere örnek olarak kalemin kırmızı veya siyah yazması durumundaki o siyahlık veya kırmızılık niteliği, masa örneğindeki masanın cam veya tahta olmasındaki tahtalık ve siyahlık formu veya niteliği ilavî niteliklere örnektir. Bu ikisine yani özsel ve ilavilere örnek olarak İnsan seçildiğinde ilgili insanın özü düşünen hayvan iken onun burada yada şurada yer bulması, konuşması veya susması, yürümesi veya oturması, yiyip içmesi veya bunu yapmaması ilavilere örnektir. Bu bakımdan özlere bireysellik kazandıran onun ilavilik nitelikleridir. Buradaki anlatıklarımız çerçevesinde aslında biz var olmayan bir mahiyeti de düşünebildiğimizi farkeder olduk değil mi? Yani var olmayan bir insan hakkında, bir masa ve bir saat hakkında düşünmemiz mümkün. Dolayısıyla biz mahiyeti var olmadan da inceleme konusu yapabiliyoruz. Ve bunun önünde muhal yani akla aykırı bir öğe de bulamıyoruz. Ancak ne zaman var olan bir şey hakkında bir şeyler düşünsek insan aklı onun bir mahiyeti olması gerektiğini bildirmekte. Yani mahiyet kendisinden bir varlığa sahip değil ve bu varlık kazanım sürecine yol açmaktadır. Bu ise kendisinden bir varlığa sahip olmadığı için dışsal bir süreçtir. Yani kendisinden başka bir şeyden varlık kazanması gerekmektedir, var olması için. Yani biz dış alemde var olan bir şey gördüğümüzde onun kendi mahiyetinden varlık almadığını aksine kendisinden evvel olan şeyden varlık aldığını söyleyebiliriz. Bu tür varlıklara var olması kadar var olmaması da mümkün olduğu için mümkün varlıklar denilmektedir. Ve bu bağlam içinde mümkün varlıklar ister sonsuz isterse de bir sonu olsun - eğer dış dünyada varlarsa, zorunlu bir varlığın gerekliliği vardır. Zorunlu varlık ise mümkün varlıktan ayrı olarak mahiyeti varlık anlamını içeren ve onun mahiyetini var olmasından ayrı düşünmediğimiz, varlığı mahiyeti ile özdeş olan ve mahiyeti mutlak varlık olan varlıktır.

Son denilenleri biraz açalım. Bir mümkün varlık kendi varlığını dışardan ve kendinden evvel olandan alıyorsa bu evvelki ya mümkündür ya zorunludur. Mümkünse o da kendi varlığını ya mümkün olandan ya zorunlu olandan alacaktır. O’da mümkünden alabilmektedir. Burada bu zincirin veya mümkün mümkünden sonsuzca varlık kazanması durumda ise bu mümkünler kümesinin kendisinin varlığını aldığı bir dışsal ve evvelki olması gerekecektir. Bu da zorunlu varlıktır yani mahiyeti, varlığı içeren ve mahiyet ve varlığı ayrı olmayan basit varlık. Peki ya mümkünler peki gerçekten sonsuz mudur? Bu sorun felsefe tarihinde bir çok kez tartışılmıştır. Aristoteles’in potansiyel-aktüel ayrımı gereğince bazı filozoflar aktüel bir sonsuzluğu reddetmişlerdir. Yani onlara göre sonsuz olan nedenler eğer aktüel ise onlara bir fazlası da eklenebilir. Ancak bu durumda sonsuzun bir fazlasından bahsedilecektir. Bu ise bizim bir şeyin bir fazlası o şeyden fazladır varsayımımızla veya ilkemizle çelişecektir. Ve bu önkabülün reddedilmesi durumunda ise birçok doğrumuz yanlış olacak ve sezgilerimiz ve empirik izlenimlerimiz yanlışlanmış olacaktır. Bu yüzden bunu değil de sonsuzun aktüel olmasının reddi gereklidir derler. Bunun yanında aktüel sonsuzluğun eğer şeyler sonsuzca geriye giderse şimdinin olmayacağını çünkü sonsuzun aşılıp şimdiye gelinmenin imkansız olduğunu söyleyenler de vardır. Bu iki görüş de sonsuzun aktüel haline yönelik bir eleştiri yani sonsuz artı birin saçmalığından hareketle ortaya atılan görüşlerdir. Nitekim bu yanlışlama yöntemine saçmaya indirgeme denilmektedir. Bu bağlam çerçevesinde var olan şeylerin tümü varlık anlamını veya yüklemini taşıdığından dolayı onlarda mahiyeti ve varlığı ayrı düşünülemeyecek olanın yani zorunlu varlığın kendisinden bir parça bulunduğunu söyleyebiliriz. Çünkü zorunlu varlığın yukarıda söylediğimiz varlığı ve mahiyetinin ayrı düşünülemeyeceğinden dolayı o mutlak anlamda varlık ile özdeştir. Bu açıdan var olan şeylerin tümü varlık anlamına sahip olduğundan ve o varlık anlamı mahiyetlerinde bulunmadığı için o bireysel tözler ancak varlığın bir parçasına sahiptirler. Yani mümkün varlıklar, Zorunlu varlıktan bir parçaya sahip olduklarından vardırlar. Bu parçadan kastımız zorunlu varlığın kendisinin mümkün varlıkça içerdiği değil ancak onun üzerine yüklendiği ve özsel ve ilavî nitelikler ile ondan ve diğer var olanlardan farklılaşarak bireyselleştiğine dair olan görüşümüzün ifadesidir. Biraz daha açıklık gerektiğinden bunları yazmayı uygun bulduk.

Sonuç itibariyle mümkün varlıklar kendi varlıklarını, zorunlu varlıktan alarak hem kendilerini onun nedenlisi hem de onu içerdiği sonucuna vardık. Bu sonuca varırken varlık ve mahiyet şeklinde varolanları parçalayıp analiz ettik. Mahiyetin ne olduğuna ve varlıktan ayrı olarak düşünülebildiğinden o tür mahiyetlere mümkünler adını verdik. Ancak varlığın bundan farklı olarak ancak bir mahiyet ile düşünüldüğünde aklın bunu zorunlu olarak dayattığından bahsettik. Ardından var olan mümkün varlıkların var olabilmesi için zorunlu varlığa ihtiyaç olduğundan bahsettik ve iki farklı şekilde buna ulaştık. İlki sonsuz mümkünleri kabul ederek ulaştığımız yol iken -ki bu biraz güçsüzdü, ikincisi ise sonsuzun reddi üzerinden ilerlediğimiz yoldu. İlk argüman asli anlamında nedenselliğe olan güçlü bir güvenden kaynaklanmakta iken ikincisi ise bilfiil sonsuzluk eleştirisiydi. Sonuç itibariyle Zorunlu Varlığın, mümkün varlıklara varlık kazandıran ilke ve onlarda bir parçası olan varlık sonucuna vardık.

Thanks for reading! Subscribe for free to receive new posts and support my work.